bir iki üç 4 ekim.

ekimin ilk pazar ertesi bugün. ilk 3 günde hafta sonu rehaveti ve yeni aya geçiş evresi tamamlandıysa, şimdi yeni aya; ekim’e güzellikler, yenilikler, bilhassa kendimize iyi gelecek öznel tohumlar ekme zamanı. *-*

heyecan verici bir içe bakış: ne istiyorum? neye ihtiyacım var? kendim için ne eksem toprağıma? ona iyi bakayım diye her an gözümün içine bakan hayatıma ne katsam beğenirim? bunun için ne yapabilirim? nereden başlayabilirim, o yapacaklarımı yapmaya? ilk adım ne olsun ve ay boyu atacağım adımlar neler olsun?

6 ekim’de göksel bakımdan da yeni aya geçiyoruz. yani, bu birkaç gün: durum değerlendirmesi, tohum heyecanı, ekim niyetleri ve bebek adımları için haarriikka günler!.. 😉

velhasıl,, ekim’le hoş buluşan olalım: biz ekelim, güz’elleşelim. güz yağmurları da her birimize bereket getirsin; toprağımıza/hayatımıza her ne ekersek onu sulayıp yeşertsin. ^-*

senin olan sendendir.

fazlalıklardan kurtulmak, sana iyi gelmeyeni bırakmak harika. hafifletici, arındırıcı, yakanı geçmişten kurtarıp bugüne gelmeni sağlayıcı. burası böyle.

bir de şu var: hayatındaki nesne, kişi, durum, ortam… her neyse şu an senin olan ya da seninle olan, elden çıkarma, fıydırıp atma isteğin biraz hoyratça bazen. hırçın, dolmuş, bunalmış bir halle göndermektense onları, ya da hala gözünün önünde olmalarından şikayet etmektense içinden ya da dışından; onların kıymetini bilmeyi, hatırını saymayı, her ne iseler önce onlara hor değil hoş bakmayı dene. ağırlarken de hafiflikle ve güzellikle, uğurlarken de hafiflikle ve güzellikle…

senin olan her ne varsa, ona yaptığın her muamele kendine nasıl baktığına ve nasıl davrandığına ayna.